Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu

4. Dönem 23 Haziran'da başlıyor!
 
AnasayfaPortalliGaleriAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Zachary Matt White

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Zachary Matt White
5. dönemi bekliyor
5. dönemi bekliyor


Erkek
Mesaj Sayısı : 2
Savaş Tarafın : tarafsız
Ruh Halin :
Tuttuğu Büyücü Takımı :
Kayıt tarihi : 01/01/09

MesajKonu: Zachary Matt White   Perş. Ocak 01 2009, 20:24

Ad: Zachary Matt
Soyad: White

Kişisel Özellikler: Genellikle kendini beğenir. Kendi hatalarını fazla bilmek istemez. Bazı durumlarda çok cesur davranarak kendini tehlikeye atabiliyor. Kitaplar gerçeklerden kaçmak için tek yoludur.
Fiziksel Özellikler: Uuzn boylu,kahverengi saçlı,mavi gözlü.
Burç: Başak
Örnek Rp: {not:bu başka bir sitede yaptığım RP umarım problem olmaz eğer olursa başka bir RP yollayabilirim.}


Jewis ailesinin evinde her şey normal gidiyordu. Güneşli bir pazar günü idi. Austin küçük iken kendisine dünya kadar büyük gelen ama son zamanlarda sanki birinin onu oraya zorla kapattığını hissettiği bahçede oturuyordu. Evden bağırma sesleri geliyordu. Austin gözlerini büyük siyah eve dikti. Her zamanki gibi annesi ile babası kavga ediyordu. Gözlerini devirdi ve yavaş adımlar ile eve doğru ilerledi. Kapıyı açıp içeri girdi dışarıya göre ev çok karanlıktı. Bir süre gözlerinin karanlığa alışmasını bekledi. Sonra sesleri takip etti. Sesler onu salona götürdü. Hiç beklemeden sinirle kapıyı açtı. Her zamanki gibi karşısında kavga eden anne ve babasını buldu. Artık böyle olmasından sıkılmıştı. Bağırarak ''Neden hep böyle yapıyorsunuz? Her seferinde sizi böyle bulmaktan gerçekten çok sıkıldım.'' Dedi. Belki de hayatında ilk defa ailesine bağırmaya başlamıştı. Annesi onu dinliyodu ama babası Austin'in sözünün yarısında odadan çıkmıştı. Austin hemen babasının peşinden çıktı aynı zamanda arkasından ''Bekle'' diye bağırıyordu babasına. Sonra evden çıkmadan kapının önünde durdu babası. Her zamankinden daha sinirli görünüyordu Austin korksada konuşmaya devam etti. ''Neden beni hiç dinlemiyorsun?'' diye sordu. Babası her an ona bağırcakmış gibi duruyordu ama saatine bakıp sesizce ''Bak zamanım yok sonra konuşuruz.'' Dedi. Austin'in yüzüne hafif bir gülümseme yayılmıştı. Ama bu sinirdendi. Babası bir süre ne tepki vericeğine baktı Austin'in. Sonra ise kapıya döndü. Tam çıkıcakken Austin; ''Dur!'' diye bağırdı. Babası arkasından gelen sesle hızlıca Austin'e doğru döndü. Babası artık sinirden patlıyacakmış gibi görünüyordu ama sadece ''Bunu sonra konuşucağız.’’. Demek ile yetindi. Sonra kapıyı Austin'in yüzüne çarpıp evden çıktı.

Austin babasının arkasından hızlıca salona çıktı. Annesi endişeli bir ifade ile ona bakıyordu. ‘’Ne oldu?’’ diye sordu. Austin cevap vermeden merdivenleri hızlıca geçip odasına çıktı. Yatağının yanında duran kitabı aldı ve soluk mavi kapağına baktı hiç bir şey yazmıyordu. Yavaşça yatağına oturdu. Kitabın sayfaları eskimiş bazıları ise kopmak üzee idi. Sayfalarda iki farklı yazı tipi vardı. İlk sayfada düzgün sonrasında eğik ve okunması zor yazılar vardı. İki farklı kişinin yazdığı belli idi. Bir yazıyı hayatı boyunca görmemişti ama düzgün olan yazı babasının yazısı idi. Yazıları okudukça bunların bir gemiye ait seyir defteri idi. İlk sayfalardan sonra denizde çıkan bir fırtınada yazısı okunmayan denizcinin öldüğü yazıyordu. Austin bu defterin odasında ne aradığını çok merak etmeye başlamıştı. Ölen denizci ise bir an onu üzmüştü o kişiyi tanımamasına rağmen ama defterde anlatılan ölen denizcinin dış görünüş ve karakter özellikleri aynı kendisine benziyordu. Yazanları gözünde canlandırdı. ‘’Uzun bir boy, sarı saçlı,mavi gözlü.’’ Bunları hayal ettikçe kendi görüntüsü aklına geldi. Karakter özellikleri ise inatçı, istediğini elde etmeye çalışan biri idi. Austin daha fazla okudukça bu adamın adının Lucas olduğunu öğrendi. Austin’in diğer adıda Lucas’tı. ‘’Bu iş gittikçe garipleşiyor.’’ Diye geçirdi içinden. Babasının bunu buraya bırakma olasılığı yüzde sıfır idi. Bir an içeri güçlü bir rüzgar girdi. Camı kapatmak için ayağa kalktı ama rüzgar camı kapatmasına engel oluyordu. Bir süre uğraştıktan sonra cam kapadı. Sonra deftere bakmak için arkasını döndü ama defterden en küçük bir iz bile yoktu. Eğilip yatağın altına baktı. Düşmüş olsa bir tek orada olabilirdi. Her yerde aradı defteri ama bulamadı. Çıldıracakmış gibi hissetti bir an kendini. Sonra alt kattan kapının sesini duydu babası geri dönmüştü. ’’Ne kadar erken döndü. diye geçirdi içinden. Kafasını kaldırıp masasındaki saate baktı. fark etmeden ne kadar çok zaman geçmişti. Hızlıca alt kata indi. Ama merdivenlerden inerken bir an durdu. Daha önce oralarda görmediği bir kapı dikkatini çekti. Kapının altından soğuk geliyordu nedenini bilmediği bir şey onu oraya çekmişti. Kapıyı açtı ve karşısında bahçelerini gördü. Bir an ürpermişti bahçeye açılan bir kapı olduğunu hatırlamıyordu. Hızlıca kapıyı kapattı ve babasının olduğu yere doğru koşmaya başladı. Babası ise kapıdan yeni giriyordu. Bağırarak; ’’Burada neler oluyor ? diye sordu. Aynı zamanda gözlerini hem şaşkın babasına hemde ifadesiz bir surat ile ona bakmakta olan annesine dikti. Babası ; ’’Eee bir şey olduğu yok. Sadece eve geldim. Ayrıca dışarıda harika bir hava var. Bu havada kendini eve kapatmak bir suç olmalı. Austin bu sözler üzerine iyice sinirlenmeye başlamıştı. Babasının neler olduğunu bildiğine emindi. Bilmemezlikten geliyordu. Bu davranış Austin’in en nefret ettiği davranıştı. Annesi ise hala neler olduğunu anlamamıştı. Austin; ’’Bilmemezlikten gelme! Lucas kim ve onun özelliklerinin bazıları-neredeyse hepsi- bana benziyor! Dedi cümleleri söylerken nedenini bilmediği bir şekilde ağlamaya başlamıştı. Ama üzüldüğünden değil değişik bir şey vardı. Annesi sonunda olanları anlamıştı. Kafasını hafifçe aşağı eğdi ve babası ise Austin’e yaklaşıp sesizce ; ’’Bunun seni ilgilendiren bir bilgi olduğunu sanmıyorum. Ama yinede şunu söyliyeyim Lucas insanın hayatında karşılaşabilceği en kötü insan idi. Hala İrlanda’dada bir yerlerde yaşıyor. Ve senin ile en küçük alakası yok.’’ Austin sinirden gülmeye başladı. Defterde adamın öldüğü yazıyordu ve babası şimdi karşısına geçmiş yalan söylüyordu. Aynı zamanda madem kendisi ile bir bağlantısı yoksa neden adı Lucas’dı. Bunları öğrenmesi gerekiyordu. Ama şimdi değil gerçekleri biliyordu-bildiğini sanıyordu- Ama kendini inandırmak istemiyordu bu gerçekler için daha çok küçüktü.


Özgeçmiş:

Zac'in Hogwarts'tan önce harika bir yaşamı vardı. -Her ne kadar ailesi onun ile çok ilgilenmesede- Ailesi çok zengin olduğundan devamlı seyahatlere çıkardı bazıalrına Zac'te giderdi ama çoğunlukla evde bakıcılar ile kalırdı. Küçüklükten beri kitap okumayı sevmiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Zachary Matt White
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu :: Hogwarts :: Seçmen Şapka-
Buraya geçin: